İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Deniz Karakurt Şekerci “Sorrow” Adlı Sergisi ile Den Art Gallery’de

Den Art Gallery, 15.12.2022 – 14.01.2023 tarihleri arasında Deniz Karakurt Şekerci’nin “Sorrow” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor.

Deniz Karakurt Şekerci’nin eserlerinin izleyiciyle buluştuğu bu solo sergide boyayla çözümlenmiş biçimsel ögeler üzerine iliştirilmiş, tutturulmuş tekstil malzemesiyle karşılaşmaktayız. Erkek egemen kültürel örüntünün içerisinde kadının ve/veya kadın olmanın hüznünü görselleştiren bu eserler son yıllarda politize edilen kadın olgusuna öznel ve elbette eleştirel bir yaklaşımın çıktıları olarak düşünülebilir. Portreden doğaya değin genişleyen tematik skalayı, özellikle tercih edilmiş figüratif anlatıyla kuşatan Sorrow sergisi, kadının gerek geleneksel, gerekse gündelik yaşam içerisindeki varlık alanına işaret eden bir seçkidir aslında.

‘the little girl in the  lace dress’, 60×50 cm, tuval üzeri akrilik ve tekstil malzemesi, 2022

Bu seçkide yer alan portre eserlerde, duyguyu tesis eden renk tercihi özellikle dikkat çekicidir. Duyusal atmosferi belirleyen neredeyse monokrom renklendirmeye ilave edilen jest ve mimik detayları adeta izleyiciyle resmi birbirine bakar hale getirmektedir. Bakışı yakalayıp kendine bağlayan bu karşılıklılıktan sonra yönetimi ele alan detaylar -ki bunlar tekstil malzemesi olarak tasnif edilebilecek tül, iplik vb. malzemeler eser/ler/ in anlam aralığını belirlemektedir. Kullanım alanına göre karakterize olan beyaz ve siyah tüllerle tamamlanan figüratif çözümlemeler yapıt/lar/ın içeriğini serginin kavramsal çerçevesine başarıyla bağlamaktadır. Zira tül, sadece siyah ve beyaz olmaklığıyla hem yaşamı hem ölümü ya da saf olanla olmayanı aynı anda işaret edebilen simgesel bir alt metne sahiptir. Bu iki uçlu simgesel yelpaze içinde salınan tül, Deniz Karakurt Şekerci eserlerinde beyaz ya da siyah olmanın ötesinde tuhaf bir hüznün taşıyıcısına dönüşür. Zira tül, hem kapatan hem gösteren olma özelliğiyle cinselliği işaret etmeye yatkınlığıyla veya gelinliğe dönüşebilmesiyle ilgili değildir burada. Burada malzeme sırtı dönük, boynu eğik bir jestin taşımakta olduğu kederin altını çizmekle meşguldür. Fular, gecelik, iç çamaşır, duvak ya da gelinlik olarak görünür kıldığı şey, obje olarak kadın değil, politik olarak kadın değil, insan olarak -özellikle ülkemizde- kadın olmanın hüznüdür. 

‘zeynep’, 60×50 cm, tuval üzeri akrilik ve tekstil malzemesi, 2022

Geleneksel ile çağdaş olan arasında yankılanan bu yapıtlarda, tekstil malzemesinin eserin anlamına dair kullanımı çağcıl bir kaygının, bir tür kültürel aidiyetin karşılığıdır. Tülün yanı sıra dikiş ipiyle örüntülenen biçimlendirmelerde karşılaştığımız uygulamaların arz ettiği çizgisel efektin bir yanı desen pratiğine ait bir duyarlılığa, diğer yanı ise zamansal bir kaygıya, bir tür Zeitgeist’a yaslanır. Zira uzayda iki nokta arasındaki 1 yol çizgi olarak tanımlandığında bu mesafenin neyle betimlendiği zamansal aidiyet ve o ana dair yaşananlarla kaçınılmaz biçimde ilişki içindedir. Öte yandan el yordamıyla kotarılan iplik örüntüsünün biçimlendirdiği çiçek, yaprak, dal vb. gibi doğa motiflerinin sanayi üretimi olan tül kumaşlar üzerine de nakşedilmiş olduğu göz önüne alındığında, tema, ölçek veya renklendirme tercihleri itibariyle birbirinden ayrılan eserler bu suretle birbirine bağlanır. Rengarenk iplerle suretlere tırmanan çiçek, yaprak gibi motifler doğal bir varlığa yapay ve/fakat renkli bir müdahaledir aslında. Yapay ile doğal arasında salınımlı bir dilsel yönelim gösterdiği bu yaklaşımla, sanatçının hayata kurgu ile gerçek aralığından baktığını söyleyebiliriz. Sanatçının yukarıda anılan sanatsal ifade kaygılarının gündelik yaşamın gizil tezahürü olduğu; durumun bilişsel olandan duyusal olana kadar genişleyen bir alana yayıldığı; eserlerin üretim sürecinde akıl egemen başlayan ve/fakat duygu egemen olarak sonuca ulaşan çıktılara dönüştüğü; gerek portrelerin gerekse doğa ölçeği içinde iyiden iyiye küçülen figürlerin, bahsi geçen kültür-hayat ilişkisinin dramatik tezahürü olduğu; gündelik hayat denilen kurgu içinde cinsel figürana dönüş/türül/en yetişkin kadın veya çocuk/su geline gönderme yapan figürasyonun merkeze alındığı kabul edildiğinde, bu sergi kadının sosyo-kültürel yaşamdaki varlığının feminist bir söylemle eleştirisinden oluşur. – Doç. Orçun ÇADIRCI – Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi / Resim Bölümü Öğretim Üyesi

‘a deep sleep’,120×140.5cm, tuval üzeri akrilik ve tekstil malzemesi, 2022

Deniz Karakurt Şekerci hakkında

Deniz Karakurt Şekerci Denizli’de doğdu. 2004 yılında Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim bölümünden birincilikle mezun olmuştur. 2007 yılında Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde “İçe Kapanışa tepki, Ruhsal birikim ve sonuçlarının plastik sanatlar bağlamında figüratif yorumlamaları” konulu Tezli Yüksek Lisans eğitimini tamamlamıştır. Sanatçı, kişisel sergilerinin yanında, ulusal ve uluslararası çalıştay, fuarlar ve karma sergilerde yer almıştır. Özel koleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçı çalışmalarını Antalya’daki atölyesine sürdürmektedir

den art adres:

Gençlik Mh. Fevzi Çakmak Cd. 51/A Muratpaşa ANTALYA

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir