İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Müzisyen Vedat Özkaya ile söyleşi


Vedat Özkaya’yı ilk duyduğumuz yer olarak Keşfet FM’i hatırlıyoruz. Öncesini ve o dönemi aktarabilir misiniz?

Kendimi bildim bileli yazdığım, çizdiğim, hayal ettiğim şeyler hep olurdu. Yaratıcı biri olmayı, problem çözebilmeyi, ortaya yeni bir fikir koyabilmeyi hep sevdim. Müzikle içli dışlı olduktan sonra sevdiğim her şeyi kendi müziğimi var edebilmek için kullandım. Yıllarca sahnelerde şarkı söyledim, gitar çaldım. Üniversite sonunda ufak ufak müzik kaydetmeyi öğrenmeye başladığım bir dönemim olmuştu. O dönemde takip ettiğim Keşfet FM kanalına bir coverımı göndermiştim ve yayınlanmıştı. Bilinirliğime oranla iyi de dinlenmişti. Kanal sahibi hala daha çok kıymetli bir arkadaş ve kardeştir benim için, başarıları daim olsun. Ortaya dinlenebilir bir kayıt çıkartmak zor işti ve aslında o zamandan bu zamana eldeki imkanlarla hem öğrenerek hem kaydederek bestelerimi duyurabilme şansına eriştim. Aynı setup’ı biraz daha geliştirerek besteler kaydetmeye ve insanlara sunmaya devam ediyorum.

Sonrasında bazen kendiniz olarak, bazen çok büyük label şirketlerinden, bazen de daha butik ama tarzı olan şirketlerle çalıştığınızı gördük. Bu süreç bu şekilde mi devam edecek? Hemen her tarz şarkı yayımlama yolunu deneyimleyen olarak görüşleriniz nelerdir?

Müziğimi fikir aşamasından son kullanıcıya ulaşana kadar kendim ürettiğim için bahsettiğiniz bu yayın yollarının hepsinin kendine has fayda ve güzellikleri oluyor.

Kiminin ismi sizi etkiliyor kiminin imkanları, kiminin idealleri. Açıkçası sonraki dönem için sürekli şöyle olur diyemem. Yayın gibi işlerle uğraşmaktan müziğe zamanımız kalmayacak diye korkmuyor da değilim. İşin şakası bir yana dayanışma esaslı bir düşünce yapısı sahibi olmamdan ötürü sanırım yine aynı şekilde devam ederim.

Dijital dünyanın avantaj ve dezavantajları neler sizce?

Yenilikleri ve teknolojiyi seven biriyim fakat müziğin resmi olarak dijitalleşmesi henüz çok yeni. Dijitalin bahşettiği özgürlüğü seviyor olsam da kurulan bunca sistem arasında ideal olan için zaman gerektiğini düşünüyorum. Daha özele inecek olursak bir dizi oyuncusu gibi sürekli görsel pompalamayı, influencer gibi her an aktif olma gerekliliğini sevmiyorum. Bu tabii biraz da her şeyin dijitalleşmesi sorunu. Bunları yapmazsanız insanlar sizi tanımıyor, yaparsanız da ne ara yapacaksınız?
Ayrıca dijital dünyanın kalite kontrol işini hiç önemsemediğini düşünüyorum. Bir sonraki yüzyılda kullanışlı veri ayıklamak gözde bir meslek olabilir. Bir nevi internet çöpçülüğü. Örneğin insanlar bugün çok sevdikleri keşfetme hissini o yüzyılda aracı şirketler vasıtası ile ya da satın alacakları bir database uygulamasıyla yapmak zorunda kalabilirler.

Sık olmasa da ortak çalışmalarda da isminizi görüyoruz. Bugüne kadar kimlerle çalıştınız, yakında böyle çalışmalar da yine ufukta gözüküyor mu?

Ortak çalışmalar biraz da bu işin meşk tarafı. Bu zamana kadar ‘hadi bir anımız olsun’ gibi masumca ya da ‘şu şarkı sana da çok yakışacak’ gibi bir sevinçle birlikte iş yaptığım çok arkadaşım oldu. Bu çok lezzetli, damakta tat bırakan bir iştir ve muhakkak ki gelecekte de olacaktır. Onun dışında zaten birçok arkadaşımın prodüksiyon aşamasına destek oluyorum.  Atladığım isimler olmaması açısından saymayayım şimdi ama hepsine aracılığınızla çok selam göndermiş olayım.

İçinizden geçen müziğin çok güçlü bir yol arkadaşı var; şairane derinlikte şarkı sözleriniz. Şarkı sözleriniz dışında şiir de yazar mısınız?

Buna dikkat etmenize ve sormanıza özellikle çok teşekkür ederim. Vereceğim hiçbir cevap beni bu soruyu okumak kadar mutlu etmeyecek. Aslına bakarsanız şunu yazarım bunu yazarım diyemem. Benzer özellikte insanlar anlayacaklardır ki üretme isteği sizi rahat bırakan bir şey değil. Özellikle kurgulamayı seviyorsanız bunu hep yaparsınız. Yazdığım ya da kurguladığım şeylerin şiir mi şarkı mı olacaklarına kendileri karar veriyor. Bu aşamada benim pek söz hakkım yok. Kendimi bildim bileli kafamda hep bir şeyler döner. Kenarda bir sürü şiir de var haliyle. Şiir okurum ve yazarım, müzik dinlerim ve yaparım fakat şiir ya da şarkı yazmak için işe başlamak gibi bir durum hayatımda yok. Yazarken imgelerin kişisel olmasından yanayım fakat bir biçimi ve bana ait bir dili olduğunu gelen tepkilerden görebiliyorum. Düzenli bazen ne demek istediğimi çözmeye çalışıyorlar. ”Güneş Kaçağı ne demek”, ”İç Çiçeği diye çiçek mi var” bunları merak edip soruyorlar. Onları da en az yazmak kadar seviyorum.

Vedat Özkaya tarzı ve imzasını yorumlarınızdan görüyoruz. Ve bu ister kendi şarkınız olsun, ister cover yorumunuz, sizin yorumladığınız şarkı direkt sizin kimliğinize bürünüp tarzınıza evriliyor. Bunu başarabilen de çok az müzisyen var; tarzların ve tonların aynılaştığı bu çağda bunu başarabilmek müzik bilgisi midir, özgün kişilik midir? Neye bağlıyorsunuz?

Öncelikle teşekkür ederim. Tarif ettiğiniz kişi olabilmişsem sevinirim.

Bu konu tek bir cevapla anlaşılmaz diye düşünüyorum. Aynılaşmanın esinlenmekten daha çok ticari kaygıya dayandığını ve masum olmadığını düşünüyorum. Yıllar içinde dinlediğim müzikler ve kendi şarkılarımın süregelen bir evrimi var. Ayrıca eldeki imkanlar dahilinde üretmek de bunun içinde.  Tarzı oluşturan şey de bunların bütünü herhalde. Kişinin benzetme ya da özellikle benzetmeme kaygısı taşımaması gerektiğini düşünüyorum. Aklıma gelen bir fikrin nihayete erdiği noktada tarzının ya da benzerlik çıtasının çok bir önemi yok bence.

Yeni müzik planlarınızdan bahsetmeniz ricasıyla sohbetimize katıldığınız için Gazete Sanat olarak teşekkür ederiz.

Pek yakında 6 Mayıs’ta ”Mor Rüyalar” isimli teklim çıkıyor. Onun hazırlığı içerisindeyim. Devam eden aylarda da yeni şarkılar çıkmaya devam edecek. Müziğime ilgi duyup beni ağırlama nezaketini gösterdiğiniz için tekrar tekrar teşekkürlerimi sunarım. Ekibinize ve aracılığınızla tüm dinleyicilerime sevgiler gönderiyorum.


Bir yorum

  1. Güneş Akçay Güneş Akçay 27/04/2022

    Seni seviyoruz Vedat Özkaya. 🖤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.