İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Oyuncu İlker Yavuz’un Gözünden Ekrana Dair Kaygı Uyandıran Tespitler


Hem oyunculuk hem de akademik kariyerini beraber yürüten oyuncu İlker Yavuz yazdığı yüksek lisans teziyle izleyicilerin Türk dizileriyle kurduğu etkileşim ve iletişime dair kaygı uyandıran sonuçlar ortaya koyuyor…

Röportaj: Ali Demirtaş

Oyuncu İlker Yavuz “24-30 yaş bireylerin ergenlik döneminde izledikleri popüler Türk dizileri temelinde parasosyal etkileşim, benlik saygısı ve psikolojik semptom düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi” başlıklı yüksek lisans tez çalışmasında bir oyuncu gözüyle ekrana dair önemli kritiklerde bulunuyor. Oyunculuğun yanı sıra akademik çalışmalar içinde de bulunan Yavuz, kendini ” İnsanları eğlendirmekten haz alırım, hayatımı anlamlandırmaya çalışırken mizahı ön planda tutmayı severim, uzun süre ciddi ortamlarda olmaktan sıkılırım ancak yeri geldiğinde tabii ki ciddi ve saygılıyım, işlerime sorumluluk bilinciyle yaklaşırım ve tabii karşımdaki insandan da bunu beklerim, insana değer veririm.” şeklinde tarif ediyor. Yavuz, oyunculuk serüvenini ve yazdığı tez çalışmasını Gazete Sanat’a anlattı.

OYUNCULUK BENİM İÇİN MESLEK OLMANIN ÇOK ÖTESİNDE

Oyunculuk hayatınızın neresinde? Bu serüvene nasıl başladınız?

İlk oyunculuk deneyimimi 13 yaşındayken tiyatro sahnesinde yaşadım. Bazı TV dizilerinde ve kısa filmlerde rol aldım. The Fall ve Selfless gibi filmlerin yönetmeni Tarsem Singh’in İstanbul’da çekimlerini yaptığı “My İslam is…” adında islamofobi’ye dikkat çeken belgesel türündeki projesi benim ilk kamera önü deneyimim oldu. Bazı kısa filmlerde rol aldım. En son 2021 yılının ilk çeyreğinde bir internet dizisinde rol aldım. Oyunculuk bana göre, en iyisini yapana kadar deneyimleyip öğreneceğim ve içerisinde yer aldığım hikâyeye hizmet edecek en doğru performansı ortaya koyana kadar çalışmak istediğim bir iş. Bir meslek olmasının ötesinde bazen ün ve rol model olmanın getirdiği farklı sorumlulukları da var. Oyunculuk ezberi yapıp otomatiğe bağlamak değil. Bu konfor alanından hoşlanan ve kendini oyuncu gören çok insan var şahit oluyorum, şahsen bundan asla keyif almam, oynanılan karakterin gerçek hayattaki karşılığını hissettiğiniz bir performans oyuncuya hem deneyim hem de duygusal anlamda çok daha değer katar diye düşünüyorum.

Biraz da yazdığınız tezden bahseder misiniz, neden böyle bir konuda tez yazdınız?

Çevremde anneannemden, babaannemden şahit olduğum ve hatta medya haberleri ile de emin olduğum bir durum: TV’deki karakterle normalin dışında bağ kurmak, kendini kaptırıp konuşmak vs. Evet bu durum normal gözükebilir ama bazı kişilerin gerçekten bir bağ kurduğu bana göre açıktı. Tezim için Literatür taraması yapmaya başlayınca da parasosyal etkileşim kavramını öğrendim. Türkiye’de yapılan araştırmaların azlığı ve bizim toplumumuzun da parasosyal etkileşiminin yüksek olabileceğini düşünerek böyle bir araştırmaya başlamış oldum.

DEPRESYONA VE KAYGI BOZUKLUKLARINA SEBEP OLABİLİYOR…

Ortaya çıkan sonuçlardan da bahseder misiniz?

Araştırmanın sonuçlarına göre kadınların parasosyal etkileşim ve parasosyal ayrılık oranları daha yüksek çıktı. Bu da sosyal çevrelerindeki ilişkilerini erkeklere nazaran daha fazla önemsemelerinden kaynaklı. Çalışmamda özellikle ergenlik döneminde izlenen dizilerin etkilerini araştırmak istemiştim. Bu konuda da ergenlikte izlenen dram ve suç türlerindeki dizilerin benlik saygısı düşük bireylerde parasosyal etkileşim oranını arttırdığı sonucuna vardık. Özgüven ile parasosyal etkileşim oranında ters orantı olduğu için ergenlikte özgüveni düşük bireyler izledikleri dizilerdeki karakterlerle daha fazla parasosyal etkileşim kuruyor ve sorunlarını çözerken karakteri rol model alıyor, dolayısıyla bunun da olumsuz sonuçları oluyor. Bu yüzden ebeveynlerin ve rehber öğretmenlerin çocukluk ve ergenlik dönemindeki bireylere parasosyal etkileşim kavramına dikkat çekmesi önemli. Ayrıca yüksek derecede parasosyal etkileşim yaşanan bir dizideki karakter diziden çıkarılırsa veya dizi biterse parasosyal ayrılık yaşanıyor ve bu da depresyona veya kaygı bozukluklarına sebep olabiliyor.

Bize hayallerinizden de bahseder misiniz

Oyunculuk kariyerimi bir üst seviyeye taşımayı istiyorum, bunun için de çeşitli görüşmelerim oluyor. Uluslararası işlerde yer alabilmek, farklı milletlerden insanlar ve kültürlerle etkileşim içinde olmak istiyorum ve bunun için de hayalim uluslararası festival ödülü almak. Araştırma yaptığım sosyal psikoloji alanında doktora yapmak da bir diğer hedefim, oyunculuk ve sinema zaten psikoloji bilim dalıyla çok ilgili bir alan o yüzden de iki konuda da faydalı olmak istiyorum.

Sosyal medyayı da epey aktif kullanıyorsunuz, mutlu musunuz o platformlarda?

Evet, neredeyse herkes gibi benim de sosyal medya hayatımın bir parçası haline geldi, bir yandan bunun bir bağımlılık haline gelmemesi için de savaş veriyorum. Bu videolara ilk olarak “Tuhaf Sesler” serisiyle başlamıştım. Açıkçası sosyal medyada karşılaştığım özensiz yazı dili ve buna karşı geliştirdiğim bir komedi unsuruydu. Ancak absürt içerikler izlemeyi ve üretmekten zevk aldığımı söyleyebilirim. Özellikle oyunculuk mesleği için insanlarla etkileşim içinde olmak, farklı yönlerinizi ve ürettiğiniz içerikleri, performansları sergileyebilme konusunda bana göre büyük bir nimet. Oyuncular, her zaman istediği karakterleri oynayamayabiliyor sonuçta. Ama sosyal medyada, istediğiniz zaman istediğiniz karakteri oynayıp istediğiniz hikâyeyi çekip insanlarla paylaşabiliyorsunuz ve bunu seviyorum.


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.