İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Piyanist Dengin Ceyhan ile söyleşi


Röportaj: Selen Filiz

Dengin Bey sizi biraz tanıyabilir miyiz?

8 yaşında Antakya’da piyano derslerine başlamış, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda ortaokul-lise-lisans-yüksek lisans ve bir 6 sene öğretim üyesi olarak çalışmış, şimdide kariyerine İstanbul’da devam eden bir piyanistim.

Piyanoya başlamanızda Chopin’in büyük etkisi varmış, Chopin sizin için ne ifade ediyor?

Chopin sadece benim için değil, müzik ile ilgili olsun olmasın herkes için önemli bir anlam ifade eden bestecidir. Bendeki yansıması ise, yaratmış olduğu müziğin içinde barındırdığı tüm sanatsal kavramların olmasıdır. Chopin edebiyattan ve şiirlerden esinlenerek bestelerini yapmıştır, bunun içinde işgal altında olan ülkesinin bağımsızlık mücadelesinde müziğiyle katkıda bulunmasını örnek verebiliriz. Bu hissiyatın da notalara dökülmüş hali herkeste bir iz bırakıyor. Chopin’i daha iyi anlamak için George Sand ve Adam Mickiewicz’i okumak gerekiyor. Müziğin ortaya çıkış noktasına gelene kadar hem edebiyattan hem de hayatın kendisinden geçen uzun bir öğrenme maratonu başlıyor. Derin anlamlar ifade eden çalışmalar da Chopin’in bendeki yansımasını oluşturuyor.

Türkiye’de de müziğinden etkilendiğiniz piyanistler var mı?

Aslında hepimizin adını bildiğimiz piyanistler; İdil Biret, Fazıl Say, Gülsin Onay… Chopin özelinde Emre Şen’in çalışmalarını da dinlemek çok keyifli oluyor…

Yeni albümünüzle bir hayalinizi gerçekleştiriyorsunuz? Yeni albümden biraz bahsedebilir misiniz?

Chopin Ballade’lar piyano repertuarının en zor eserlerinden kabul ediliyor. Bu “zor” kavramının ne demek istediğini çalışma ve kayıt esnasında daha iyi anladım. 4 ayrı eserden oluşan yaklaşık 40 dakikalık bir albüm. Chopin’in hissettiklerini kendimce yorumlamaya çalıştığım bir performans oldu diyebilirim.

Hayallerinizi gerçeğe bir şekilde dönüştürüyorsunuz? Bu zor oluyor mu? Okuyuculara ne tavsiye edersiniz?

Hayallerin sonu yok ve hepsini gerçekleştirmek için yaşıyorum, zaten başka türlü de bir yaşam formunu görmüyorum kendimde. Kaydını gerçekleştirmek istediğim, onları konserlerde dinleyicilerle paylaşmak istediğim bir çok eser var, sırayla hepsini yapmaya çalışıyorum. Zorlukları elbet var hem fiziken hem de ruhen, fakat bunların hepsinden zevk alıyorum ve bunlar bana sorunmuş gibi gelmiyor. Acısıyla tatlısıyla anlamı oluyor yaptığımız şeylerin, bundan da asla şikayetçi değilim.

Gerçekleştirmek istediğiniz müzik ile ilgili en ütopik hayaliniz nedir?

Klasik müzik dışında Rock müziklerinin de piyanoda performansını yapıyorum. Rock konserlerindeki bütün materyalleri kullanabileceğim bir konser hayallerimin ön safhasında. Tabi bu işler biraz prodüksiyona da bakıyor, umarım en kısa zamanda…

Günde kaç saat piyano çalışıyorsunuz?

Değişken olmakla birlikte minimum 4-5 saatten başlıyor, 8-9 saate çıktığı da oluyor. Konser veya kayıt durumlarına göre değişen bir çalışma aralığı demek daha doğru olur.

Eğer bir piyanist olmasaydınız ne olurdunuz ve neden?

Sanırım benden başka bir şey olmazdı.

Genç yaşınızda büyük başarılarınız var. Gelecekte nasıl bir yerde görmek istiyorsunuz kendinizi?

Aslında başarı kavramı çok göreceli bir konu. Ben sadece sevdiğim, benim olan müzikleri insanlarla paylaşmayı seviyorum. Sağ olsun tüm dinleyicilerimiz de Türkiye’nin neresi olursa olsun yalnız bırakmıyorlar, konserlere geliyorlar, bu da beni çok mutlu ediyor. Kendimi ileride görmek istediğim nokta ben öldükten sonra “iyi bir sanatçıydı” diyecekleri bir insan olmak.

Piyanist olmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler olur?

Hayatı mutlu yaşamak, kişinin istediği gibi yaşamak çok önemli. Kendini besleyen şeylerin yanında olmak çalışmayı daha çok tetikleyen bir durum. Bunun yanında da bol bol çalışmak tabiki.

Eklemek istedikleriniz?

Teşekkür ederim


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.