İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazmak Yasak – Kadın Yazarların Önündeki Gayriresmî Yasaklar

İnceleme: Kaan Egemen

Eski Yunan’da “kadınlardan filozof olmaz” gibi bir kanaat söz konusuydu. Yakın zamana kadar da bunun bir benzeri kadın yazarlar için söyleniyordu. Daha doğrusu, kadınların yazar olamayacağı ya da iyi yazar olamayacağı, bazen kulaktan kulağa fısıldanıyor bazen de açıktan dillendiriliyordu. Bu önyargı zaman geçtikçe önemli oranda etkisini yitirse de izi kaldı.

Feminist edebiyat eleştirmeni Joanna Russ, “Bastırılan Kadın Yazını” alt başlığıyla yayımlanan Yazmak Yasak’ta kadın yazarların kendisinin ve eserlerinin değersizleştirilmesinden hareketle erkek egemen kültürün bu bağlamdaki yöntemlerini inceleyip buradan çıkış yollarını arıyor.

Gizli sansürler ve oyunlar

1983’te yayımlandığında büyük ses getiren ve Russ’ın edebiyat alanında kadınların erkekler tarafından nasıl kuşatıldığına dair eleştirilerini sıraladığı Yazmak Yasak, aynı zamanda kadınların bu cendereden çıkmak için nasıl mücadele ettiğine ve yazma uğraşını sürdürdüğüne ilişkin örnekler verdiği bir metin.

Russ’ın anlattığı mücadele sürecinin belki de en zorlu ayağı, kadınların önüne konan gayrıresmî yasaklar. Alandaki hâkimiyetini tartışmak ve tartıştırmak istemeyen erkeklerin neredeyse hiç söze dökmediği bu kısıtlamalar, yazarın ilgilendiği temel mesele. Bahsi geçen gayriresmî yasakların “kadınlardan iyi yazar çıkmaz” gibi bir önermeyi dillendirmeyi kolaylaştırdığını belirtiyor Russ.

Mesela kadını evinde düşünmek, yerinin evi ve çocuklarının yanı olduğunu söylemek, bu kısıtlamalardan biri ve en barizi. Bir başkası, kadınların yeterince ciddiye alınmaması ve ayrımcılığa maruz kalması. Çifte standartların işletilmesi ve istisnalar yaratılması ise diğer kısıtlamalardan.

Russ, gizli sansürün uygulandığı ve oyunun ortalığa saçılmaması için azami çaba sarf edilerek kadınların engellendiğini örneklerle ortaya koyarken kurulan stratejiyi şöyle anlatıyor: “Özgürlük mümkün mertebe yalnızca görünürde işleyen bir şey hâline getirilir ve sonrasında da -zira nasılsa birileri sanat icra edecektir- ortaya çıkan eserleri göz ardı etmek, ayıplamak ya da aşağı görmek için çeşitli stratejiler geliştirilir. Bu stratejiler doğru uygulandığında toplumda, ‘uygunsuz’ kişilerin edebiyat, sanat veya başka şeyler üretmekte (güya) özgür olduğu ama pek azının ürettiği, üretenlerin de işlerinde (görünürde) kötü olduğu, ‘eh, ne yapalım, hayatımıza devam edelim o zaman’ dedirten bir durum ortaya çıkarır.”

Alay edilen kadınlar ve kanonlar 

Russ’ın Yazmak Yasak’taki temel izleği, edebiyat dünyasındaki cinsiyetçi yaklaşım ve bunun bir geleneğe dönüştürülmesi. Dahası, kadınların yazarlığıyla alay edilmesi ve kanona dâhil edilmesi: “Kadınlar genelde nereden çıktıkları belli değilmiş gibi resmî kanona giriveriyor; garip teknikler kullanan ve ‘uygun düşmeyen’ konularla meşgul olan tuhaf, alışılmamış kişiler olarak görülüyorlar. Kimi zaman da cinsiyetçi ifadelerle ele alınmaları mümkün olduğu için kanona dâhil ediliyorlar (…) Ne kadar fazla yaşantının resmî edebiyat kanonunun dışında bırakıldığını görünce insan düpedüz afallıyor. Gerçi bazen sırf bir ‘ekol’le bağlantısı olacak kadar şanslı (bilinç akışını ilk kullanan James Joyce muydu yoksa Dorothy Richardson mı?) veya güçlü bir ifade kabiliyetine sahip (Emily Dickinson gibi) yazarlar da kanona alınıyor (gerçi Dickinson konusunda on dokuzuncu yüzyıldan iyi bir Amerikalı yazar bulmaya dair duyulan vatansever arzudan da bahsetmek gerek; 1920’ler ile 1930’larda kültürel açıdan hissedilen aşağılık kompleksini unutmayalım). Ne var ki, bu olağandışı kişilerin nereden çıktığını anlamak üzere hiç çaba harcanmaz; aniden ufukta beliren kuyruklu yıldızlar gibi koyu bir karanlıktan gelip artlarında hiçbir etki bırakmadan gidiyorlardır sanki.”

Gayriresmî yasaklarla oluşturulmuş resmî edebiyat tarihi çemberinin dışına çıkan ve olup bitene oradan bakan Russ, zamanından önce kenara atılıp geçmişe gömülen kadınların izini sürüyor. Bunu yaparken kanonun cendereye aldığı kadın yazarların çektiği sıkıntıların, eserlerin nasıl yansıdığını anlatmayı da ihmal etmiyor.

Kısacası mağdurun gözünden bakarak kanonlara ve erkek egemen kültürün edebiyattaki yansımasına karşı çıkıyor.

Yazmak Yasak

Joanna Russ

Çeviren: S. Melis Baysal

Minotor Kitap, 258 s.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.